BİLİŞİM ALANINDA KARİYER İMKANLARI

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) “Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü 2014 Yılı Pazar Verileri”ne göre sektörün büyüklüğü geçen yıl TL bazında yıllık yüzde 12,1 arttı. Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörünün büyüklüğü, 69,4 milyar liraya ulaştı.

Çift haneli büyüme ivmesini sürdüren bilişim sektörü, ekonominin geneline yayılan çarpan etkisi ile kendisine atfedilen bu önemi fazlasıyla hak ediyor. Bununla birlikte, 2015 yılı için sektörde öngörülen yüzde 11 ile 15 arasında bir büyüme beklentisi bu alanda yetişmiş eleman ihtiyacının daha da artacağı sinyalini veriyor.

 

Bütün bu verilere bakıldığında, bir eğitim sistemini, toplumsal ihtiyaç ve gelişmelerden farklı düşünüp kurgulamak mümkün değildir. Bu sebeple, anaokulundan yüksek lisans ve hatta doktora düzeyine kadar eğitimin her parçası, değişen üretim ve verimlilik metotlarına, iş dünyasının ve teknolojinin gereksinimlerine göre yenilenmek zorundadır. 1960’ların başında büyümeyi hesaplama ile ilgili çalışmalar, ekonomik büyümedeki artışın önemli bir bölümünün iş gücündeki eğitim düzeyinin artışından kaynaklandığını orataya koymuştur.

‘’İş dünyasının nitelikle personel ihtiyacı artıyor!’’

Bugün bir akademisyen olarak baktığımda, karşısından duramayacağımız bir biçimde hızla gelişen ve hemen her sektöre hakim olmaya başlayan bilgi ve iletişim teknolojileri piyasası, kendine her yıl daha da öteye taşımaktadır.

Sektörün reel büyümeleri,  genellikle bu alandaki teknolojiler konusunda dünyanın en başarılı olduğu 3 ülkesinde vücut buluyor olsa da (Hindistan, İrlanda,İsrail) demografik olarak bakıldığında nüfusu ve coğrafi koşullarının elverişliliği sebebi ile ülkemiz, bilişim sektörü ile bu sektörü izleyen tüm diğer teknolojik alanlardaki yatırım ve gelişmelere çok müsaittir.

Bilgi Toplumu Stratejisinin Yenilenmesi Projesi kapsamında hazırlanan çalışmalardan biri Makroekonomik Projeksiyonlar ve Fırsatlar Raporudur. Raporun amacı Türkiye’nin mevcut durumu, küresel eğilimler ve ülkeye özel durumların ortaya çıkardığı fırsatların belirlenmesi ve bunlarla ilgili senaryoların oluşturularak makroekonomik etkilerinin hesaplanmasıdır. Raporda Oxford Ekonomik Modelinden istifade edilmiştir. Analizler, BİT’in ekonominin genelinde yarattığı üretkenlik etkisinin olmadığı, düşük üretkenlik etkisinin olduğu veya yüksek üretkenlik etkisinin olduğu varsayımları altında yapılmıştır. Raporda 5 senaryo öngörülmüştür:

1- Türkiye’nin bölgesel veri merkezi olması ve bulut bilişimin yaygınlaştırılması, 2- Türkiye’nin geniş çaplı yeni nesil genişbant yatırımları yapması 3- Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi Projesinin yerli BİT sektörünün gelişimine destek vermesi 4- Türkiye’nin bölgesel e-ticaret merkezi olması 5- Öncelikli yazılım alanları etrafında kümelenme sağlanması (savunma, sağlık, mobil uygulamalar/oyun)

Bilgi ve iletişim teknolojileri ekonomik, sosyal ve bireysel yaşamı yoğun olarak etkilemektedir. Sayısı üç milyarı bulan internet kullanıcısı, internet ortamında giderek daha fazla zaman geçirmekte, öğrenme, eğlenme, alışveriş ve sosyal faaliyet ihtiyaçlarını burada karşılamakta, hayat dijitalleşmektedir.

OECD ülkelerinde, 2012 yılı itibarıyla toplam katma değerin yüzde 5,85’ini, istihdamın ise yüzde 3,68’ini oluşturan BİT sektörü, katma değeri yüksek, dinamik ve nitelikli istihdam oluşturan bir sektördür. BİT sektörünün gelişimi bu sektörün GSYH’ye yapacağı doğrudan katkının yanı sıra, diğer sektörlerin gelişimi için de kritiktir. BİT ürün ve hizmetlerinin diğer sektörlere nüfuzu; ekonominin geneli ve tüm sektörler için yenilik sistemlerinin etkinleşmesi, yeni ürün/hizmetlerin üretilmesi, tedarik, üretim, satış gibi tüm süreçlerde maliyet avantajı, verimlilik artışı elde edilmesi ve yeni pazarlara erişimi mümkün kılmaktadır. Bu sebeple sektörün yetişmiş eleman ihtiyacının ne kadar önemli olduğu bir kere daha gözler önüne sermektedir.

2015 yılı sektörel beklentileri, ‘’büyük veri pazarı’’ konusunun yeni trend olarak belireceği sinyallerini veriyor.  Bununla birlikte, “Nesnelerin İnterneti” ile yeni iş modelleri ile karşı karşıya kalınması, kurumsal mobil çözümler ve büyük verinin ağırlıklı yatırım alanları olması öngörülüyor.

‘’Üniversite diplomasının yanında sertifika sahibi olmak da önemli!’’ (ikinci sayfa başlık)

Üniversiteler kişilere sadece eğitim vermeyen aynı zamanda bir vizyon da kazandıran eğitim kurumlarıdır. Üniversiteye gitmiş bir kişi kendisini akademik olarak beslediği gibi aynı zamanda sosyal olarak da geliştirir. Kişiler hayata hazırlanır, nasıl çalışılacağı, nasıl projeler yapılacağı ile ilgili birçok teknik bilgiye sahip olurlar ve iş yaşamlarında bu teknik bilgilerin üzerine pratik deneyimlerini katarak uzmanlaşırlar. Ancak bilgi teknolojileri ve mühendislik dersleri, teknolojiye bağlı olarak sürekli ve hızla değişirler.

Teknolojik gelişmeler tüm dünyanın ekonomik büyümesine yön vermektedir. Küresel ekonomi anlayışı içerisinde kapılarını dış dünyaya kapatmış bir yapı ne yazık ki  sürdürülebilir bir başarıya sahip olmayacaktır. Bireyler, çalıştıkları firma ve ülke adına katma değer yaratabilmek için bilgisayarlar gibi bilgilerini sürekli bir üst sürüme yükseltmek zorundadır. Bilgi teknolojileri alanında bu gelişme, üniversite programlarının yanında uluslararası geçerliliği olan sertifikalara yönelik eğitim programlarına katılarak mümkün olur. Bu programlardan edinecekleri sertifikalar bireyler için adeta birer teknolojik vizedir. Bu fikirden yola çıkarak, sertifika programlarının eğitime katkısını ölçebilmek için Bahçeşehir Üniversitesi olarak  Wissen Akademie ortaklığı ile mühendislik fakültesinde bulunan öğrencilerimize seçmeli olarak alabilecekleri teknoloji dersleri oluşturduk.  Öğrencilerimiz, üniversitemiz içerisinde bulunan Samsung, Microsoft ve Mac laboratuvarlarında sektörel deneyime sahip eğitmenlerden uygulamalı Android, Microsoft, iOS, Networking, Cloud Computing gibi dersleri alarak sertifika eğitimlerinin bir bölümünü görme şansına sahip oldular. Unutulmaması gerekir ki ne üniversite eğitimi bir sertifika programına alternatif olabilir ne de bir sertifika eğitimi üniversite eğitimine denktir.

Ben de bu alanda uzmanlaşacak her adaya Microsoft ‘un gold partneri olan ve yıllardır BMW, Siemens ve Alman Ordusu gibi bilinirliği yüksek birçok Alman kurumun eğitimlerini üstlenen GFN AG ‘ nin uzmanlık ve profesyonelliğini Türkiye’ye taşıyan, her biri alanında uzmanlaşmış, teori ve pratiği bir arada kullanan eğitmenleri yardımı ile öğrencileri ve çalışanları nitelikli profesyonellere dönüştüren Wissen Akademie ‘yi tavsiye ediyorum.

Prof. Dr. Taşkın KOÇAK

Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı


04/10/2015